Potansiyel Enerji Sorularını Çözme [Python v1.0]

Merhabalar yeni serime hoş geldiniz bu serimde çeşitli matematik fizik kimya ve biyoloji sorularını çözmek için geliştirdiğim python,  Matlab, C# ya da java gibi programlama dilleriyle ile ilgili yaptığım programları sunacağım. Bunlardan ilki potansiyel enerji  ile ilgili olan sorular çözmek henüz daha ilk aşamada olduğu için şuan sadece girilen değerlerle hesaplama yapıyor. g = 10 sabittir.

m değeri ve h değerini girdiğinizde program çalışır hale geliyor ve sizin için hesaplama yapıyor.

Potansiyel Enerji Formülü:

m x g x h eşittir.

Buradan İndirebilirsiniz:

.

Virüs Total:

.

Bu programın devamında:

  1. Kinetik Enerji Problemleri Çözme
  2. Mekanik Enerji Problemleri Çözme
  3. İş Problemleri Çözme
  4. Güç Problemleri Çözme
  5. Karışık tamamlama.

 

Siz programımı nasıl bulduğunuz ? Düşüncelerinizi ve önerilerinizi aşağıdan belirtmeyi unutmayın.

 

Olasılıklar dünyası; Fermi Paradoksu

Hiç kendinize “acaba paralel evren gerçekten var mı” veya “gördüğüm dejavular da neyin nesi?” diye sorduğunuz oluyor mu?

Aranızdan felsefik ruhunu bilimle besleyen bahtı açıklar vardır illaki…
Fermi Paradoksunu çok kısa özetleyeceğim sizlere. (büyük filtre hipotezine ayrı olarak değineceğim) Yani bu yazı SADECE Fermi Paradoksunu içeriyor.

Fermi Paradoksu, dolaylı yoldan Paralel Evren Teorisine dayanıyor diyebiliriz.Dünya dışı uygarlıkların var olma teorisine dayanıyor. Bu paradoksu çözebilir miyiz peki?
Bence şu anlık hayır. Elimizde bizi tatmin edecek veriler olmamakla birlikte bu olasılık, bu paradoksun ortaya atıldığı 1950 yılına göre teknoloji ve insanlar daha çok geliştiler. En azından artık bilim dünyasında neyin ne olduğu etraflıca biliniyor çünkü elimizde çeşitli imkanlar var. En azından 20. Yüzyıla nazaran.

 

Halk hakkında konuşmam bu yazıda doğru olmayacağı gibi, başkalarının bakış açısını eleştirmek ben dahil olmak üzere kimselerin haddine değil. İster hiç araştırmadan sadece duyduklarına inansınlar, ister sadece benim bildiğim doğrudur diye diretsinler. Diretmelerinin de inanmalarının da altında yatan bir sebep illa ki oluyor. Psikolojik bile olsa, illa ki oluyor. O yüzden siz siz olun, insanlara aşağılayıcı gözlerle bakmayın. Nerden biliyorsunuz onun da sizin hakkınızda benzer düşünceler içinde olmadığını..

Evren çok büyük ve çok yaşlı. Bu da şu demek oluyor; diğer uygarlıklar ya bizden çok geri kalıp gelişemediler, ya

da çok çok daha fazla geliştiler ve şu an bize bıyık altından gülüyorlar. Aslına bakarsanız her şey Enrico Fermi’nin o meşhur sorusu ile başladı.

“İyi ama… Herkes nerde?”

Şimdi biraz gözümüzü açalım. Sadece samanyolu galaksisinde yaklaşık 40 milyar yıldız bulunuyor. Bunlar gökyüzüne karanlık çöktüğünde gördüğümüz küçük pırıltılı dostlarımız gibi değiller. Güneş’e benzeyen endamlı yıldızlardan bahsediyorum.

Gözlenebilen evrende en az 100 milyar galaksi (evet galaksi) olduğunu varsayarsak, evrende milyar x trilyon boyutunda yaşamsal bulgu taşıyabilecek potansiyelde yıldız var.

Yaşam bazılarında çoktan evrimleşmiş olmalı. Yani biz hâlâ Ay’ı netleyebilen telefon kameralarıyla, Mars’a sorunsuz varabilen uzay mekikleriyle uğraşırken onlar işin çok başka boyutlarında olmalılar. Bazıları çok ilkel kalmış, bazıları ışınlanmayı, partikül hızlandırıcıyı bulmuş olmalı.

Bunları düşünürken aklıma bir soru gelmiyor değil… Mesela acaba onların medeniyetleri nasıldır?
Nasıl yönetiliyorlardır.

Monarşi? Belki… Demokrasi? Bilemem.

Peki kısa bir süreliğine orada bulunanın biz olduğumuzu düşünelim. Size en mantıklı gelen hangisi?

Soruyu bir de şöyle sorayım,
Ya onların gelişmiş medeniyet dediği boyutlardan biri, dünyaysa…

“İki olasılık var: Ya evrende yalnızız, ya evrende yalnız değiliz. Her iki olasılık da eşit derecede ürkütücü.”
-Arthur C. Clarke

Nasıl buldunuz yazıyı? Bu paradoks hakkında ne düşünüyorsunuz?

Düşüncelerinizi belirtmeyi unutmayın… Kendinize iyi bakın, sağlıkla kalın, görüşmek dileğiyle.

Başak Arya Gençler

KAYNAKÇA:

• https://evrimagaci.org/uzaylilar-nerede-fermi-paradoksu-nedir-1084 • https://fularsizentellik.com/journal/2018/1/10/fermi-paradoksu
• https://tr.wikipedia.org/wiki/Fermi_paradoksu
• BEYNİM 🙂

 

Enteresan bir topolojik; Möbius Şeridi

[latexpage]

Herkese selam, nasılsınız? Bugün sizlere matematiksel bir terimden bahsetmek istiyorum. Geçenlerde bir dizi izliyordum ve ana kadın karakter Möbius Şeridinden bahsetti ve ne olduğunu bilmediğim için ne olduğunu araştırmaya karar verdim.

Aslında farkında olmadan boş zamanlarımızda kağıtlarla, lastik tokalarla oynarken garip bir şekilde kıvırırız ve onu izleriz, küçük bir hareketle onu çözdükten sonra odaklanarak tekrar eski haline bir türlü getiremeyiz ve “nasıl yapmıştım ben bunu?” diye düşünürüz. İşte o şekilsiz şekil, bu şekil.J

Yani dikdörtgen ve ince biçimde kesilmiş bir kağıdın uçlarını birbirine ters bir şekilde yapıştırdığınızı hayal edin. Kısaca böyle. Fakat bu kısa terimin uzunca bir formülü var. Onlara da değinelim ve tam olarak nerelerde kullanıldığına gelip, bu yazıyı burada sonlandıralım.

Möbius şeridi , ilk önce uçlarından birine yarım büküldükten sonra dikdörtgen bir şeridin uçlarının yapıştırılmasıyla yapılabilen tek taraflı bir yüzey. Bu boşluk, sadece bir tarafa sahip olma ve ortadan bölündüğünde tek parça halinde kalma gibi ilginç özellikler sergiliyor. Şeridin özellikleri bağımsız olarak ve neredeyse aynı anda iki Alman matematikçi tarafından keşfedildi.

Tek taraflı ve tek kenarlı kıvrık bu şeridin içi dışı yoktur, hacmi sıfırdır ve üç boyutludur. Birbiri içinden kesişmeden geçer. Yukarıda önemli bir özelliğinden bahsetmiştim sizlere. Ortadan bölündüğünde tek parça kalıyordu. Başka önemli bir özelliği daha geldi aklıma, onu da araya sıkıştırayım. Bu şeridi ortadan ikiye ayırırsak, ayırdığımız parçalar da birbirine bağlı durumda ortaya çıkacaktır. Tam olarak neyden bahsettiğimi anladınız değil mi? İki parça kısmen birbirinde ayrılıyor ama aynı zamanda ayrılmıyorlar da.

Bir de formülüne geçeyim. Tahmin edebileceğiniz üzere Fen Fakültelerinin Matematik Bölümünde, Mühendislik Fakültelerinde ve duyduğum kadarıyla bazı Mimarlık Fakültelerinde bundan bahsediliyormuş. Tabi meraklısı olana her yerde her bilgi var dostlar. <3

Orta page2image7256912 yarıçaplı yarı genişlikte page2image7257120 ve yükseklikte bir Möbius şeridi page2image7256704 olarak gösterilebilir.

x= [R+s cos(1/2t)]cos t

y=[R+cos(1/2t)]sin t

z=s sin(1/2t), için s elemanıdır [-w,w] ve t elemanıdır [0,2π). Bu parametrelendirmede, Möbius şeridi bu nedenle denklemi olan kübik bir yüzeydir.

 

Möbius şeridinin çevresi, karmaşık işlevi entegre ederek verilir

0’dan page2image7319744ne yazık ki kapalı biçimde yapılamaz. Yüzeyin kapanmasına rağmen, bunun yukarıda gösterildiği

page2image7320368 gibi üst kenara bağlanan alt kenara karşılık geldiğine dikkat edin, bu nedenle sınırlayıcı kenarın tüm yay uzunluğunu kapsayacak şekilde ek bir çaprazlama yapılması gerekir.

Eveeeet, bugünkü yazımın da sonuna gelmiş bulunuyoruz. Umarım sevmişsinizdir. Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle, kendinize çok çok iyi bakın, sağlıkla kalın, hoşça kalın…

Başak Arya Gençler

KAYNAKÇA:

  • https://mathworld.wolfram.com/MoebiusStrip.html#:~:text=The%20M %C3%B6bius%20strip%2C%20also%20called,322%2D323).
  • https://www .britannica.com/science/Mobius-strip
  • https://tr.wikipedia.org/wiki/M%C3%B6bius_%C5%9Feridi
  • https://hangiuniversitehangibolum.com/makale/mobius-seridi-ve-klein-sisesi-nedir-1547409784
  • Beynim 🙂

 

Karmaşık Kuantum Sistemlerinin Özelliklerini Tahmin Etme Yöntemi

Karmaşık kuantum sistemlerinin özelliklerini tahmin etmek, gelişmiş kuantum teknolojilerinin geliştirilmesinde çok önemli bir adımdır. Dünya çapında araştırma ekipleri, kuantum sistemlerinin özelliklerini incelemek için bir dizi teknik geliştirmiş olsa da, bunların çoğunun sadece bazı durumlarda etkili olduğu kanıtlanmıştır.

California Institute of Technology’deki üç araştırmacı kısa bir süre önce sınırlı sayıda ölçümden karmaşık kuantum sistemlerinin çoklu özelliklerini tahmin etmek için kullanılabilecek yeni bir yöntem tanıttı.Nature Physics dergisinde yayınlanan bir makalede özetlenen yöntemlerinin oldukça etkili olduğu ve makinelerin kuantum bilgisini nasıl işlediğini incelemek için yeni fırsatlar açabileceği bulunmuştur.

Kuantum-mekanik süreçlere dayanan daha gelişmiş makinelerin geliştirilmesine yönelik ilk adım, mevcut teknolojilerin kuantum sistemlerini ve kuantum bilgilerini nasıl işlediğini ve manipüle ettiğini daha iyi anlamaktır. Kuantum durum tomografisi olarak bilinen bunu yapmak için standart yöntem, bir kuantum sisteminin tüm tanımını öğrenerek çalışır. Bununla birlikte, bu, üstel sayıda ölçümün yanı sıra önemli miktarda hesaplama belleği ve zamanı gerektirir.

Sonuç olarak, kuantum durum tomografisini kullanırken, makineler şu anda onlarca qubit ile kuantum sistemlerini destekleyememektedir. Son yıllarda, araştırmacılar, makinelerin kuantum bilgi işlemesini önemli ölçüde artırabilecek yapay sinir ağlarına dayanan bir dizi teknik önermişlerdir. Bununla birlikte, ne yazık ki, bu teknikler tüm durumlarda iyi bir şekilde genelleştirilmemektedir ve bunların çalışmasına izin veren özel gereksinimler hala belirsizdir.

Huang,” makinelerin kuantum sistemlerini nasıl algılayabileceğine dair titiz bir temel oluşturmak için, istatistiksel öğrenme teorisi hakkındaki önceki bilgimi Richard Kueng ve John Preskill’in üniter t-tasarımı olarak bilinen güzel bir matematiksel teori konusundaki uzmanlığıyla birleştirdik ” dedi. “İstatistiksel öğrenme teorisi, makinenin dünyanın nasıl davrandığına dair yaklaşık bir modeli nasıl öğrenebileceğinin temelini oluşturan teoridir, üniter t-tasarımı ise kuantum bilginin nasıl karıştığını temel alan matematiksel bir teoridir.”

İstatistiksel öğrenme ve üniter t-tasarım teorisini birleştirerek, araştırmacılar klasik makinelerin kuantum çok gövdeli sistemlerin yaklaşık klasik tanımlarını üretmesini sağlayan titiz ve etkili bir prosedür geliştirebildiler. Bu açıklamalar, minimum sayıda kuantum ölçümü gerçekleştirerek incelenen kuantum sistemlerinin çeşitli özelliklerini tahmin etmek için kullanılabilir.

Huang,” kuantum durumunun yaklaşık bir klasik tanımını oluşturmak için, aşağıdaki gibi verilen randomize bir ölçüm prosedürü uyguluyoruz ” dedi. “Bilinmeyen kuantum çok vücut sistemine uygulanacak birkaç rastgele kuantum evrimini örnekliyoruz. Bu rastgele kuantum evrimleri tipik olarak kaotiktir ve kuantum sisteminde depolanan kuantum bilgisini karıştırır.”

Araştırmacılar tarafından örneklenen rastgele kuantum evrimleri, nihayetinde kuantum kara delikler gibi kaotik kuantum sistemlerini incelemek için üniter t-tasarım matematiksel teorisinin kullanılmasını sağlar. Buna ek olarak, Huang ve meslektaşları, bir kuantum sistemini klasik bir sisteme dönüştüren bir süreç olan bir dalga fonksiyonu çöküşünü ortaya çıkaran bir ölçüm aracı kullanarak bir dizi rastgele karıştırılmış kuantum sistemini incelediler. Son olarak, rastgele kuantum evrimlerini, ölçümlerinden türetilen klasik sistem temsilleriyle birleştirdiler ve kuantum ilgi sisteminin yaklaşık bir klasik tanımını ürettiler.

Huang,” sezgisel olarak, bu prosedürü aşağıdaki gibi düşünebiliriz ” dedi. “Klasik bir makine tarafından kavraması çok zor olan, katlanarak Yüksek boyutlu bir nesneye, kuantum çok gövdeli sisteme sahibiz. Bu son derece yüksek boyutlu nesnenin rastgele/kaotik kuantum evrimi kullanılarak çok daha düşük boyutlu bir alana birkaç rastgele projeksiyonunu gerçekleştiriyoruz. Rastgele projeksiyonlar kümesi, bu katlanarak Yüksek boyutlu nesnenin nasıl göründüğüne dair kaba bir resim sağlar ve klasik temsil, kuantum çok gövdeli sistemin çeşitli özelliklerini tahmin etmemizi sağlar.”

Huang ve meslektaşları, istatistiksel öğrenme yapılarını ve kuantum bilgi karıştırma teorisini birleştirerek, yalnızca logaritmik(m) ölçümlere dayanan bir kuantum sisteminin M özelliklerini doğru bir şekilde tahmin edebileceklerini kanıtladılar. Başka bir deyişle, yöntemleri, belirli bir sayı için bir kuantum sisteminin belirli yönlerini tekrar tekrar ölçerek üstel bir özellik sayısını tahmin edebilir.

Huang,” geleneksel anlayış, M özelliklerini ölçmek istediğimizde, kuantum sistemi m zamanlarını ölçmemiz gerektiğidir ” dedi. “Bunun nedeni, kuantum sisteminin bir özelliğini ölçtükten sonra, kuantum sistemi çökecek ve klasik hale gelecektir. Kuantum sistemi klasik hale geldikten sonra, ortaya çıkan klasik sistemle diğer özellikleri ölçemeyiz. Yaklaşımımız, rastgele oluşturulmuş Ölçümler yaparak ve bu ölçüm verilerini birleştirerek istenen özelliği ortaya çıkararak bunu önler.”

Çalışma, kuantum sistemlerinin özelliklerini tahmin etmede yeni geliştirilen makine öğrenimi (ML) teknikleriyle elde edilen mükemmel performansı kısmen açıklamaktadır. Buna ek olarak, benzersiz tasarımı, geliştirdikleri yöntemi mevcut ML tekniklerinden önemli ölçüde daha hızlı hale getirirken, aynı zamanda kuantum çok gövdeli sistemlerin özelliklerini daha büyük bir doğrulukla tahmin etmesini sağlar.

Huang,” çalışmamız, kuantum ölçümlerinden elde edilen verilerde başlangıçta beklediğimizden çok daha fazla bilgi gizlendiğini gösteriyor ” dedi. “Bu verileri uygun bir şekilde birleştirerek, bu gizli bilgiyi çıkarabiliriz ve kuantum sistemi hakkında önemli ölçüde daha fazla bilgi edinebiliriz. Bu, kuantum teknolojisinin gelişimi için veri bilimi tekniklerinin önemini ima eder.”

Ekip tarafından yapılan testlerin sonuçları, makine öğreniminin gücünü kullanmak için öncelikle kuantum fiziğinin içsel mekanizmalarını iyi anlamak gerektiğini göstermektedir. Huang ve meslektaşları, standart makine öğrenme tekniklerinin doğrudan uygulanmasının tatmin edici sonuçlara yol açabilmesine rağmen, makine öğrenimi ve kuantum fiziğinin arkasındaki matematiğin organik olarak birleştirilmesinin çok daha iyi kuantum bilgi işleme performansı ile sonuçlandığını gösterdi.

Huang,” kuantum sistemlerini klasik makinelerle algılamak için titiz bir zemin göz önüne alındığında, kişisel planım şimdi kuantum-mekanik süreçleri manipüle edebilen ve kullanabilen bir öğrenme makinesi yaratmaya yönelik bir sonraki adımı atmaktır ” dedi. “Özellikle, makinelerin maddenin kuantum fazlarını sınıflandırmak veya kuantum çok gövdeli zemin durumlarını bulmak gibi kuantum çok gövdeli problemleri nasıl çözebileceğine dair sağlam bir anlayış sağlamak istiyoruz.”

Kuantum sistemlerinin klasik temsillerini oluşturmak için bu yeni yöntem, kuantum çok gövdeli sistemleri içeren zorlu problemleri çözmek için makine öğreniminin kullanımı için yeni olanaklar açabilir. Bununla birlikte, bu problemleri daha verimli bir şekilde ele almak için, makinelerin, makine öğreniminin altında yatan matematik ile Kuantum Fiziği arasında daha fazla sentez gerektiren bir dizi karmaşık hesaplamayı simüle edebilmeleri gerekir. Bir sonraki çalışmalarında, Huang ve meslektaşları bu sentezi sağlayabilecek yeni teknikleri keşfetmeyi planlıyorlar.

Huang,” aynı zamanda, kuantum deneycileri tarafından toplanan verilerden gizli bilgileri çıkarmak için yeni araçlar geliştirmek ve geliştirmek için de çalışıyoruz ” dedi. “Gerçek sistemlerdeki fiziksel sınırlama, daha gelişmiş teknikler geliştirmek için ilginç zorluklar sunuyor. Bu, deneycilerin başlangıçta yapamayacakları şeyleri görmelerini ve kuantum teknolojisinin mevcut durumunu ilerletmelerine yardımcı olmalarını sağlayacaktır.”

 

microsoft project 2016 ürün anahtarı satın al

Güzel Bir Fizik Oyunu: Human Fall Flat

Eğitim serimizin ikinci yazımızda bir fizik oyunu ile karşınızdayız.

Human: Fall Flat , oyuncuların oyun içinde Bob olarak adlandırılan özelleştirilebilir bir insan oynadığı bir fizik bulmaca oyunudur. Bob’un insanüstü yetenekleri olmadığı belirtiliyor; o tamamen insandır. Oyuncular, her iki kolunu kullanarak ve kafasına bakarak nesneleri yakalayıp çıkıntılara tırmanabilirler. 

Bob’un standart görünümü, beysbol şapkası olan özelliksiz, minimalist bir beyaz insan olmasına rağmen, oyuncular onu beğenilerine göre özelleştirebilir, vücudunu farklı renklerle boyayabilir ve çeşitli kostümlerle giydirebilirler.

Oyun açık uçlu. Her seviye farklı temalı, her biri kendi benzersiz bulmacaları için birden fazla çözüm içeriyor. Oyunda gizlenen çeşitli uzaktan kumandalar oyunculara oyunu öğrenmeleri ve sonunda bulmacaları çözmeleri için ipuçları veriyor.

Human: Fall Flat , tek bir geliştirici Tomas Sakalauskas tarafından yapıldı ve karışık eleştiriler aldı. Hakemler, bulmacaların ve komedi animasyonlarının tekrar oynanabilirliğini övdü. Oyun 4 milyondan fazla sattı.Ayrıca oyunun 2019 yılında mobil versiyonları da çıktı.

Böyle zor günlerde steam’de bazı oyunlarda indirime gitti. Şuan bu oyunda %60 indirim var. Sizlere oyunu satın alma linkini bırakıyorum.

https://store.steampowered.com/app/477160/Human_Fall_Flat/?l=turkish

Fizikçiler Sonunda Kuantum X-Ray Cihazı Oluşturmayı başardı

Bir araştırma ekibi az önce gerçek bir X-ışını makinesinde kuantum artışı sağladı ve hassas algılama için arka plan gürültüsünü ortadan kaldırmak için istenen hedefi gerçekleştirdi.

Kuantum ölçeklerindeki foton çiftleri arasındaki ilişkiler, klasik optiklerden daha keskin, daha yüksek çözünürlüklü görüntüler oluşturmak için kullanılabilir. Ortaya çıkan bu alana kuantum görüntüleme denir ve gerçekten etkileyici bir potansiyele sahiptir özellikle optik ışık kullanarak, kemikler ve organlar gibi genellikle görülemeyen nesneleri göstermek için kullanılabilir.

Kuantum korelasyonu foton çiftleri arasındaki birkaç farklı ilişkiyi açıklıyor. Dolaşma bunlardan biridir ve optik kuantum görüntülemede uygulanıyor.

Ancak, X-ışını dalga boylarında dolaşmış fotonlar üretmenin teknik zorlukları optik ışıktan çok daha büyüktür, bu yüzden kuantum X-ışınının yapımında ekip farklı bir yaklaşım benimsedi.

Arka plan gürültüsünü en aza indirmek için kuantum aydınlatma denilen bir teknik kullandılar . Genellikle, bu dolaşmış fotonları kullanır, ancak zayıf korelasyonlar da işe yarar. Parametrik aşağı dönüşüm (PDC) olarak adlandırılan bir işlemi kullanan araştırmacılar,  yüksek enerjili veya “pompa” fotonunu, bir sinyal fotonu ve bir avara fotonu olarak adlandırılan iki düşük enerjili fotona ayırdılar.

Araştırmacılar , “X-ışını PDC, birkaç yazar tarafından gösterildi ve etkinin hayalet görüntüleme için bir kaynak olarak kullanıldığı, son zamanlarda ortaya kondu .”

“Ancak, önceki yayınların hepsinde, foton istatistikleri ölçülmedi. Esasen, bugüne kadar, X-ışını PDC tarafından üretilen fotonların, radyasyonun ve  kuantum durumlarının istatistiklerini sergilediğine dair deneysel bir kanıt yoktur. Aynı şekilde, X-ışını dalga boylarında kuantum gelişmiş ölçüm duyarlılığının gözlemleri  hiç rapor edilmemiştir. ”

Araştırmacılar X-ışını PDC’LERİNİ bir elmas kristali ile elde ettiler. Kristalin doğrusal olmayan yapısı, her biri pompa ışınının enerjisinin yarısı olan bir pompa X-ışını foton demetini sinyal ve avara kirişlerine bölüyor.

Normalde, bu süreç X-ışınları kullanılarak çok verimsizdir, bu yüzden ekip gücü arttırdı. Japonya’daki SPring-8 synchrotron’u kullanarak, her biri 11 KeV taşıyan iki kirişe bölünmüş olan kristallerinde  22 KeV ışınını X-ışını ile çektiler.

Sinyal ışını, görüntülenecek olan nesneye (üç yarıklı küçük bir metal parçası), diğer tarafında bir detektöre gönderilir. Avara demeti doğrudan farklı bir dedektöre gönderilir. Bu, her bir ışının ilgili dedektöre aynı yerde ve aynı anda çarpması için ayarlanır.

İsrail’deki bar-ılan Üniversitesi’nden fizikçi sason Sofer,” gözlemlediğimiz mükemmel zaman-enerji ilişkisi sadece iki fotonun kuantum ilişkili olduğu anlamına gelebilir ” dedi.

Bir sonraki adım için araştırmacılar tespitlerini karşılaştırdılar. Görüntüde nokta başına sadece yaklaşık 100 ilişkili foton ve yaklaşık 10.000 daha fazla arka plan fotonu vardı. Ancak araştırmacılar her avarayı bir sinyalle eşleştirebilirler, bu yüzden görüntüdeki fotonların  hangi ışından geldiğini söyleyebilirler, böylece arka plan gürültüsünü kolayca ayırırlar.

Daha sonra bu görüntüleri normal, korelasyonlu olmayan fotonlar kullanılarak çekilen görüntülerle karşılaştırdılar ve korelasyonlu fotonlar çok daha net bir görüntü üretti.

Fakat  henüz daha erken , ama kesinlikle heyecan verici  bir adım. Kuantum X-ışını görüntülemenin, mevcut X-ışını teknolojisi kapsamı dışında çok sayıda kullanımı olabilir.

Bir söz, X-ışını görüntüleme için gerekli radyasyon miktarını azaltabilmesidir. Bu, X ışınları tarafından kolayca zarar görebilen numunelerin görüntülenebileceği veya düşük sıcaklık gerektiren numunelerin görüntülenebileceği anlamına gelir; Daha az radyasyon, daha az ısı anlamına gelir. Aynı zamanda fizikçilerin içeride ne olduğunu görmek için atom çekirdeğini X-ışını ile de yapabilmelerini sağlayabilir.

Açıkçası, bu kuantum X-ışınları sert bir partikül hızlandırıcı gerektirdiğinden, tıbbi uygulamalar şu anda masanın dışında. Ekip bunun yapılabileceğini gösterdi, ancak ölçeklendirme zor olacak.

Şu anda, fotonların dolaşmış olup olmadığının belirlenmesi bir sonraki adım.  Bu, fotonların dedektörlere varmalarının , şu andaki teknolojimizin ötesinde olan attosaniye ölçeklerinde ölçülmesini gerektiriyor

Yine de, bu oldukça şaşırtıcı bir başarı.

“geliştirilmiş kuantum  fotodeteksiyon için foton çiftlerinin güçlü zaman-enerji korelasyonlarını kullanma yeteneğini gösterdik. Araştırmacılar, sunduğumuz prosedür, X-ışını ölçümlerinin performanslarını iyileştirmek için büyük bir potansiyele sahiptir” diye yazdı.

“Bu çalışmanın, kırınım ve spektroskopi alanı da dahil olmak üzere, daha fazla kuantum arttırılmış x-ışını rejimi tespit şeması için yolu açacağını tahmin ediyoruz.

Araştırma, Physical Review X ‘de yayınlandı.

HABER REFERANSI:

https://www.sciencealert.com/physicists-have-managed-to-create-quantum-x-rays

 

Milyonlarca Yüksek Hızlı Kara Delik Samanyoluna Yakınlaşıyor olabilir

Kara delikler nasıl doğar? Astrofizikçilerin teorileri var, ancak kesin olarak bilmiyoruz. Sessizce bir floomp ile kıvrılan devasa yıldızlar olabilir  veya belki de devasa süpernovaların patlamalarında kara delikler doğar. Yeni gözlemler şimdi bunun ikinci olabileceğini gösteriyor.

Aslında, araştırma, bu patlamaların çok güçlü olduğunu, galaksideki kara delikleri saniyede 70 kilometreden (saniyede 43 mil) daha büyük hızlarda tekmeleyebileceklerini gösteriyor.

Curtin Üniversitesi’nden astronom Pikky Atri ve uluslararası Radyo Astronomi Araştırmaları Merkezi (ICRAR) Sciencealert’e verdiği demeçte,” bu çalışma temel olarak galaksideki yüksek hızlarla hareket eden kara deliklerin gerçekte görebileceğiniz ve doğumunda alınan kara delik sisteminin tekmelemesiyle ilişkilendirebileceğiniz ilk gözlemsel kanıtlardan bahsediyor.

Ve bu, galaksinin etrafında yüksek hızda yakınlaştırma, potansiyel olarak milyonlarca yıldız kütleli kara delik olduğu anlamına geliyor. Halen ön baskıda mevcut olan yazı, Kraliyet Astronomik Toplumunun Aylık Bildirimleri’ne kabul edilmiştir.

Çalışma ikili sistemlerdeki 16 kara deliğe dayanıyordu. aktif olarak beslenmedikleri sürece,  kara delikleri bulamıyoruz, çünkü hiçbir elektromanyetik radyasyon onların deli yerçekiminden kaçamaz. Fakat eğer ikili bir çift içindeler ve aktif olarak diğer yıldızdan beslenirlerse, karadeliğin etrafında dönen madde, güçlü X-ışınları ve radyo dalgaları oluşturur.

Bu kara delik işaretlerini görebildiğimizde, kara deliğin nasıl davrandığını görebiliriz. Uluslararası araştırmacılar ekibi bu davranışı kara deliğin tarihini denemek ve yeniden inşa etmek için kullandılar.

“Bu sistemlerin galaksimizde nasıl hareket ettiğini takip ettik. Bu nedenle, bugün hızlarını belirledik, zamanda geriye gittik ve bu 16 sistemin her biri için ayrı ayrı doğduğunda sistemin hızının ne olduğunu anlamaya çalıştık.”

”Hızlara dayanarak, aslında bir süpernova patlaması ile doğup doğmadıklarını veya yıldızların doğrudan bir süpernova patlaması olmadan kendilerine çöküp çökmediğini öğrenebiliriz.”

Nötron yıldızlarının, kendi süpernova patlamaları ile yüksek hızlarda uzayda şiddetle dışarı atılabileceğini biliyoruz – buna Blaauw tekme veya doğumsal tekme denir ve süpernova patlaması dengesiz olduğunda, geri tepme ile sonuçlanır.

Aynı şekilde kara deliklerin tekmelenmesi bilinmiyordu. Varsayımsal olarak, onlar olabilir – ve aslında yedi kara delikli x-ışını ikilisi  doğum öncesi,  vuruşlarla ilişkilendirilmiştir.

Yeni araştırma, bunların ve dokuzunun yanı sıra en ayrıntılı analiz için ölçülen uygun hareketleri, sistemik radyal hızları ve bu sistemlere olan mesafeleri birleştirerek daha ayrıntılı olarak analiz etti.

Ekip tarafından hesaplanan bu kara deliklerden birinin hareketi aşağıdaki videoda görülebilir.

Araştırmacılar, bu 16 kara delik X-ışını ikilisinden 12’sinin gerçekten de doğumsal bir tekme gösteren yüksek hızlara ve yörüngelere sahip olduğunu buldular. Numunenin yüzde 75’i. Bu, samanyolu’ndaki tahmini 10 milyon kara deliğe kadar ölçeklenirse, bu,  yaklaşık 7.5 milyon yüksek hızlı kara delik anlamına gelebilir. Ve 10 milyon düşük bir tahmin.

Önceki teorilere uygun olarak, bu hızlanan kara delikler, daha yüksek kütleleri nedeniyle yaklaşık üç veya dört faktörle nötron yıldızlarından daha yavaştır. İlginçtir ki, kara delik kütlesi ve hız arasında bir korelasyon yoktu, bu da progenitör yıldız kütlesi ile bir süpernova olasılığı arasında bir korelasyon olup olmadığını henüz bilmiyoruz demektir.

Bu, elbette, nispeten küçük bir kara delik örneğidir. Fakat Atri’ye göre, yıldızların nasıl geliştiğini,öldüğünü anlamamıza ve kara delikler açmamıza yardımcı olabilecek daha büyük bir örnek oluşturmak için doğru bir adım.

“Sonunda, tüm bunlar galaksimizde kaç tane kara delik beklediğimize, LIGO’NUN bulduğu yerçekimsel dalga tespitlerini vermek için, kaç kara deliğe dönüşecek”diye ekledi.

Araştırmaya devam etmek için ekip gökyüzünü izlemeye devam edecek. Bu ikili sistemler her zaman parlak değildir-gelirler ve giderler, geçici. Bu yüzden araştırmacılar, hız olsun ya da olmasın, Samanyolu kara deliklerinin sayımını yapmaya devam etmek için bu ikili sistemlerin daha fazlasını bulmayı umuyorlar.

Ve, şu anda güneş sistemimize doğru giden bir kara delik hakkında endişeleniyorsanız, paniğe gerek yok.
Atri,” en yakın kara delik, iki kiloparsek uzakta olduğunu düşünüyoruz [6,523 ışık yılı]
“Çok, çok uzak. Yani herhangi bir zamanda herhangi bir kara deliğin içine çekilme şansımız yok.”
Makale Kraliyet Astronomi Derneği aylık bildirimler içine kabul edilmiştir, ve arXiv’de mevcuttur.
REFERANS
https://www.sciencealert.com/there-could-be-a-whole-bunch-of-high-speed-black-holes-zooming-around-the-galaxy
Yengeç Nebulası’ndan Bugüne Kadar Görülen En Yüksek Enerjili Fotonlar

Fizikçiler şimdiye kadar görülen en yüksek enerjili ışığı gördüler. Bu ışık Dünya’ya Yengeç Nebulası, yıldız patlaması, ya da süpernova kalıntısı, 6.500 ışık hakkında-samanyolu’nda yıl uzakta yapılabilir. Tibet as-gamma deneyi, 100 trilyon elektron voltundan daha yüksek enerjilere sahip bulutsudan çok sayıda ışık veya foton parçacığını yakaladı, araştırmacılar fiziksel İnceleme mektuplarında kabul edilen bir çalışmada rapor ettiler. Görünür ışık, karşılaştırma için, sadece birkaç elektron volt enerjisine sahiptir. Bilim adamları daha önce bu enerjilerde fotonlar aramış olsalar da, araştırmaya dahil olmayan Michigan Teknoloji Üniversitesi’nden astrofizikçi Petra Huentemeyer, şu ana kadar bu tür enerjisel fotonları tespit etmeyi başaramadıklarını söylüyor.Gama ışınları olarak bilinen bu yüksek enerjili ışığı inceleyen fizikçiler için “heyecan verici bir zaman” diyor.

           Uzayda, süpernova kalıntıları ve diğer kozmik hızlandırıcılar, elektronlar, fotonlar ve protonlar gibi atom altı parçacıkları, en güçlü toprak parçacık hızlandırıcılarında elde edilenlerden çok daha yüksek, aşırı enerjilere artırabilir . Cenevre’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’ndaki protonlar, 6.5 trilyon elektron volta ulaşır. Her nasılsa, kozmik hızlandırıcılar, insanoğlunun en gelişmiş makinelerinden çok daha iyi performans gösteriyor.Montreal’de McGill Üniversitesi’nden fizikçi David Hanna “Soru şu: Doğa bunu nasıl yapıyor?” Diyor.

Yengeç Nebulası’nda, ilk patlama, manyetik alanlar ve uzayda yayılan şok dalgaları ile, elektronlar gibi yüklü parçacıklara enerji artışı sağlayacak şekilde ivmelenme koşullarını oluşturdu.Civardaki düşük enerjili fotonlar, hızlı elektronlarla çarpıştığı zaman yüksek enerjilere maruz kalıyorlar ve nihayetinde, bu fotonların bazıları Dünya’ya doğru ilerliyor.Yüksek enerjili bir foton Dünya atmosferine çarptığında, yerde tespit edilebilen diğer atom altı parçacıklardan oluşan bir yağmur oluşturur. Ortaya çıkan tufanı yakalamak için Tibet AS-gamma, Tibet’te 65.000 metrekareden fazla bir alana yayılmış yaklaşık 600 parçacık dedektörünü kullanıyor. Dedektörler tarafından kaydedilen bilgilerden, araştırmacılar ilk fotonun enerjisini hesaplayabilirler.

Ancak kozmik ışınlar olarak bilinen diğer uzay parçacıkları, çok daha bol parçacık yağmurları yaratır. Fotonları seçmek için, esas olarak protonlardan ve atom çekirdeklerinden oluşan kozmik ışınların ayıklanması gerekir. Bu nedenle araştırmacılar, yer altı dedektörlerini müonları – kozmik ışınlı yağmurlarda oluşturulan elektronların daha ağır akrabalarını, ancak fotonların oluşturduğu yağmurlarda olmayanları – aramak için kullandılar.

Önceki deneyler, fotonları yaklaşık 100 TeV veya trilyon elektron volt ile incelemiştir. Şimdi, yaklaşık üç yıl veri topladıktan sonra, araştırmacılar, 100 TeV üzerinde foton ile başlatılmış 24 görünüşte, bazıları da 450 TeV kadar yüksek enerjili buldular. Ayıklama işlemi mükemmel olmadığından, araştırmacılar bu yağmurların yaklaşık altı tanesinin fotonları taklit eden kozmik ışınlardan gelebileceğini tahmin ediyor, ancak asıl mesele gerisi… Tibet AS-gammaya sahip araştırmacılar, çalışma henüz yayınlanmadığı için bu hikaye için yorum yapmaktan kaçındı.

Daha yüksek enerjilerin fotonlarını aramak, bilim adamlarının parçacıkların nasıl hızlandırıldığının ayrıntılarını belirlemelerine yardımcı olabilir. Hanna, “Fotonların enerjisinin ne kadar yükseğe çıkabileceğinin bir sınırı olmalı” diyor. Bilim adamları bu maksimum enerjiyi saptayabiliyorlarsa, bu, çeşitli teorik ince ayarların parçacıkların kendi halini alma şeklini ayırt etmesine yardımcı olabilir.

 

 

 

Uzaya İlk Çıkan Astronot’un Yıl Dönümü

UZAYDAKİ İLK İNSAN


Tarihte bugün 12/04/1961 de Rus  Kozmonot Yuri Gagarin uzaya ilk çıkan insan oldu. Uzaya içinde insan bulunan Vostok serisi uzay aracını ilk gönderen SSCB olmuştur. Yuri Gagarin 12 Nisan 1961 yılında Vostok 1 aracıyla Dünya yörüngesine ulaşmış ve kalkıştan 108 dakika sonra dünyaya geri dönmüştür. Gagarin, Dünya yörüngesinde toplam 89 dakika 34 saniye boyunca yol kat etmiştir. Ulaştığı en fazla yükseklik 327 kilometreydi. Dönüş yolculuğunda Vostok’un atmosfere çok sert girmesi nedeniyle Gagarin 7 kilometre yükseklikte fırlatma koltuğuyla uzay aracından ayrılmıştır. Bu gelişmenin ardından Sovyetler birliği bir başka ilke daha imza atarak 1963 yılında Valentina Tereşkova isimli ilk kadın kozmonotu uzaya göndermiştir.

Vostok 1

Hadi şimdi uzaya ilk çıkış hikayesini anlatalım

UZAYA İLK ADIM

20. yüzyılın ikinci yarısı, bilim alanında büyük yeniliklerin yaşandığı bir dönemdir. Özellikle 1950’lerden sonra uzay çalışmalarına büyük ağırlık vermiş, bu konuda ABD ile SSCB arasında büyük rekabet yaşanmıştır.

Uzayın keşfi olarak adlandırılan bu çalışmaların bütünü iki amaca yöneliktir. Birinci amaç tamamen bilimseldir. Sovyetlerin MIR istasyonlarının gerçekleşmesi, ilk insanın aya gönderilmesi gibi. İkinci amaç ise, uyduların gözlem amaçlı olarak yörüngeye oturtulmasıdır. Uzaya uydu yerleştirme çalışmaları önceleri askeri amaçlar nedeniyle gerçekleştirildiyse de, daha sonra iletişim ve meteorolojik amaçlı olarak da kullanılmıştır. Nükleer bomba konusundan sonra uzaya yönelik çalışmalar dünyada iki süper güç olan Rusya ve ABD için yeni bir yarış sahası olmuştur. Bu iki ülkenin ardından Çin, japonya ve hindistan gibi bu alanda yeni olan ülkeler de uzay istasyonları kurmuşlardır.

 

    İLK UYDUNUN UZAYA GÖNDERİLMESİYLE REKABET BAŞLIYOR

 

Sputnik

iki süper güç arasında uzay yarışının başlaması, sovyetlerin 4 Ekim 1957’de Sputnik 1 adlı ilk yapay uyduyu uzaya göndermesine dayanır. Soğuk savaş döneminde yaşanan uzay yarışı, ABD ve SSCB arasındaki her alanda görülen rekabetin önemli bir parçasıydı. Bu bir anlamda, iki ülkenin birbirini olabilecek bir sıcak savaş önce psikolojik olarak çökertme çabası olarak değerlendirilir. 1957’de Sputnik 1 başarıyla fırlatılıp yörüngeye yerleşmesi Amerika’da çok yoğun tartışmalara neden olmuştu. SSCB’de ise uydunun fırlatılışı, bilimdeki gelişmenin simgesi olmuştur. Sputnik 1’in uzaya gönderilmesinin ardından Rus halkı uzay programlarıyla yakından ilgilenmeye başlamıştır.

ABD, Sputnik’in başarıyla yörüngeye yerleştirilmesinin ardından teknoloji alanındaki liderliğini geri kazanmak için yoğun çalışma içine girdi. Başkan John F. Kennedy’nin yardımcısı Lyndon B. Johnson’ın ABD’nin bu girişimlerini özetleyen önemli bir açıklaması olmuştur. Johnson uzay yarışında önde olmanın önemiyle ilgili olarak ”Dünyanın gözünde uzay yarışında birinci gelen birincidir. Uzayda ikinci ikinci olan her şeyde ikincidir” demiştir Bu sözlerin etkisi ABD’de çabuk netice vermiş ve Sputnik 1’in fırlatılışından çok kısa bir süre sonra, 31 ocak 1958’de ABD ilk uydusu olan Explorer 1’i uzaya fırlatmıştır. Fırlatılan bu ilk uyduların birçoğu bilimsel amaçlı kullanılmıştır.

                                Explorer 1

 

——————————————-SPUTNİK 2 UZAYA FIRLATILIYOR

 

Sputnik 2

Sovyetler birliği bu kez 1957’de Sputnik 2 adlı uyduyu içinde Laika adında bir köpekle birlikte uzaya gönderdi. Köpeğe özel bir mikrafonla kalp içinden gelen sesleri kaydetmeyi sağlayan bir alet yerleştirildi. Böylece uzaydaki köpeğin dünyadan kalp sesleri takip edilerek hayatını devam ettirdiği gözleniyordu. O yıllarda gönderilen uyduları dünyaya geri getirecek teknoloji henüz bulunamadığından Laika adlı bu köpek uzaya ulaştıktan bir süre sonra hayatını kaybetti. Bu sırada ABD ise uzaya göndermek için öncelikle şempanzeler üzerinde çalışmalar yaptılar

 

KAYNAKÇA

  • Ali Çimen, İnsanoğlunun uzay macerası, Timaş yayınları, İstanbul, 2005
  • Felicity Trotman, Uzayın keşfi, Alkım yayınevi, 2001
  • Soru ve Yanıtlarıyla Sovyetler’de Uzay çalışmaları, Dönem yayıncılık, Ankara, 1988

 

 

 

Fizikçiler, Kara Delikte Sıkışıp Kalma Problemini Çözmek İçin Bir Yol Bulmuş Olabilirler

Bu sanatçının konsepti, kara deliğin etrafında dönen düz bir malzeme yapısı ve plazma adı verilen bir sıcak gaz jeti olan bir toplama diski olan bir kara delik gösterir.

Kara delikler yerçekimi canavarlardır, gaz ve tozları büyük kozmik Çöp kompaktörleri gibi mikroskobik bir noktaya sıkıştırıyor. Modern Fizik, tüketildikten sonra, bu konu hakkında bilgi sonsuza kadar evrenin kaybedilmesi gerektiğini belirler. Ama yeni bir deney bir kara delik iç bazı anlayış kazanmak için kuantum mekaniği kullanmak için bir yol olabileceğini göstermektedir. College Park’taki Maryland Üniversitesi’nde Joint Quantum Institute (Jqı) fizik mezunu olan Kevin Landsman,” kuantum fiziğinde bilgi muhtemelen kaybolmaz ” dedi. “Bunun yerine, bilgi, atom altı, ayrılmaz bağlantılı parçacıklar arasında gizlenebilir veya karıştırılabilir”.

Landsman ve ortak yazarları, bir kara deliğin basitleştirilmiş bir modelinde ne zaman ve ne kadar hızlı bilgi karıştırıldığını ölçebileceklerini ve aksi takdirde aşılmaz varlıklara potansiyel bir bakış açısı sağladığını gösterdi. Bugün ortaya çıkan bulgular, kuantum bilgisayarların gelişiminde de yardımcı olabilir.  Kara delikler, süpernova’ya giden dev, ölü bir yıldızın çöküşünden oluşan sonsuz yoğun, sonsuz küçük nesnelerdir. Büyük yerçekimi çekimleri nedeniyle, olay ufku olarak bilinen şeyin arkasında kaybolan çevreleyen materyalde emerler-ışık da dahil olmak üzere hiçbir şeyin kaçamayacağı nokta.

1970’lerde ünlü teorik fizikçi Stephen Hawking, kara deliklerin yaşam süreleri boyunca küçülebileceğini kanıtladı. Kuantum Mekaniği yasalarına göre küçük ölçeklerde atom altı parçacıkların davranışını dikte eden kurallar  parçacıkların çiftleri, bir kara deliğin olay ufkunun hemen dışında kendiliğinden ortaya çıkar. Bu parçacıklardan biri daha sonra kara deliğe düşer, diğeri dışa doğru itilir ve süreçte küçük bir enerji kokusu çalar. Son derece uzun zaman dilimlerinde,  kara deliğin buharlaşacağı, Hawking radyasyonu olarak bilinen bir süreç olan yeterli enerji yığılır.

Ama kara deliğin sonsuz yoğun kalbinde saklanmış bir muamma var. Bir parçacık hakkında bilgi, kütle, ivme, sıcaklık ve benzeri Hiç Yok Kuantum Mekaniği diyor. Görelilik kuralları aynı anda, bir kara deliğin olay ufkunu yakınlaştırmış bir parçacığın, kara deliğin merkezindeki sonsuz yoğun ezilme ile birleştiğini, yani bununla ilgili hiçbir bilginin tekrar alınamayacağını belirtmektedir. Bu uyumsuz fiziksel gereksinimleri çözme girişimleri bugüne kadar başarısız oldu; problem üzerinde çalışan teorisyenler İkilemi kara delik bilgi paradoksu olarak adlandırıyorlar.

Yeni deneylerinde, Landsman ve meslektaşları, Hawking radyasyon çiftinde dışa uçan parçacık kullanarak bu konu için nasıl bir rahatlama sağlayacaklarını gösterdi. İnfalling ortağı ile dolaşmış, durumuna anlamı olduğundan ayrılmaz ortağı ile bağlantılı, diğeri hakkında bilgiler alabilirsiniz özelliklerini ölçüyor.

California, Berkeley Üniversitesi’nde fizikçi ve ekip üyesi Norman Yao, bir açıklamada,” bu giden [parçacıklar] üzerinde büyük bir kuantum Hesaplaması yaparak kara deliğe bırakılan bilgileri kurtarabilir ” dedi. Bir kara delik içindeki parçacıklar tüm bilgileri kuantum-mekanik “şifreli vardı. ” Yani, onların bilgileri, hiç çıkarması imkansız hale getirmek bir şekilde birlikte karışık olmuştur. Ama bu sistemde karışık bir şekilde bulunan bir parçacık, bilgileri ortağına iletebilir. Bunu gerçek bir kara delik için yapmak umutsuzca karmaşıktır (ve ayrıca, kara deliklerin fizik laboratuvarlarında gelmesi zordur). Böylece grup, kuantum bilgisayarında kullanılan temel bilgi birimi olan dolaşmış kuantum bitleri veya qubits kullanarak hesaplamalar yapan bir kuantum bilgisayarı yarattı. Daha sonra, ytterbium elementinin üç atom çekirdeği kullanılarak basit bir model kurdular ve hepsi birbirleriyle dolaştılar.

Başka bir harici qubit kullanarak, fizikçiler üç parçacık sistemindeki parçacıkların ne zaman karıştırıldığını ve ne kadar karıştırıldığını ölçebileceklerini söyleyebildiler. Daha da önemlisi, hesaplamaları, parçacıkların özellikle çevredeki diğer parçacıklarla değil, çalışmaya dahil olmayan bir UC Berkeley teorik fizikçi olan Raphael Bousso ile karıştırıldığını gösterdi.”Bu harika bir başarı,” diye ekledi. “Bunlardan hangisinin aslında kuantum sisteminize gerçekleştiğini ayırt etmenin çok zor bir sorun olduğu ortaya çıkıyor.”

Sonuçlar, kara deliklerin çalışmaların kuantum mekaniği küçük inceliklerini araştırabilir deneyler neden olduğunu gösterir, Bousso, gelecekteki kuantum-bilgisayar mekanizmaları gelişiminde yararlı olabilir söyledi.

Porno Gratuit Porno Français Adulte XXX Brazzers Porn College Girls Film érotique Hard Porn Inceste Famille Porno Japonais Asiatique Jeunes Filles Porno Latin Brown Femmes Porn Mobile Porn Russe Porn Stars Porno Arabe Turc Porno caché Porno de qualité HD Porno Gratuit Porno Mature de Milf Porno Noir Regarder Porn Relations Lesbiennes Secrétaire de Bureau Porn Sexe en Groupe Sexe Gay Sexe Oral Vidéo Amateur Vidéo Anal