Antalya’dan Akdeniz Manzarası

Merhaba yeni yazıma hoş geldin.  Bu yazıda seninle  Antalya Lara ‘da ki  muhteşem Akdeniz manzarasını paylaşacağım.

Biliyorum, bu günlerde hepimiz COVID-19 virüsüyle savaşıyoruz. Tüm dünya bu virüs nedeniyle kırmızı alarm veriyor. Her ülke kendi vatandaşlarını korumaya çalışıyor. Bizler de evlerimizde karantinadayız.  Bazı zamanlar sokağa çıkma yasağı nedeniyle kimse sokakta olmuyor.  Ama sağlık çalışanları ve zorunlu işlerde çalışanlar her gün kendini bize yardım etmek uğruna riske atarak çalışıyorlar. Kendi adıma herkese sonsuz teşekkür ederim. Zor günler geçiriyoruz. Bu durumdan ister istemez hepimiz etkileniyoruz. Bu durumu umarım en kısa zamanda beraberce atlatacağız.  Şu günlerde gidip gezemesek de fotoğraflarıyla gözümüzü gönlümüzü açacak ve bize belki de moral olacak bu fotoğrafları seninle paylaşacağım.

Bu virüs hayatımıza girmeden önce  Antalya’ya gitmiştim. Bir önceki yazımı okuyanlar bilir. Lara Antalya’nın  en güzel  manzarasına sahip.  İlk defa  Lara’daydım ve sonsuz  bir Akdeniz manzarasıyla karşı karşıyaydım.   Şans eseri  mükemmel bir hava vardı. Güneş  her yeri ısıtıyordu ve  gökyüzünde bir tek bulut bile yoktu.

Ufuk çizgisine baktığımda büyüleniyordum. Çünkü daha önce hiç böylesine apaçık bir ufuk çizgisiyle karşılaşmamıştım. Aklıma gelen  ilk soru  “Bir deniz nasıl bu kadar  sonsuz  ve özgür görünebilir ki?”.

Derken  çok uzaktan parıldayarak  bana doğru  yaklaşan  yolcu uçağını fark ettim.  Heyecanla seyrederken karşımdaki  sabır ağacının ucuna küçük bir kuş kondu. İlk yazımdaki gibi bu kuş da yine bana poz vererek yardım ediyordu.  Bunu görür görmez telefonumu açıp aynı karede tüm manzarayı  yakaladım.

Uçak yaklaştıkça çok hafif bir motor sesi kulaklarımda belirginleşti.   Antalya  havalimanı  bu lokasyona çok yakın ve güzergah olarak  havalimanına inecek her uçak buradan geçiyor.  Deniz üzerinden geliyorlar ve doğruca  piste iniyorlar.   Bu güzel deniz manzarasına bir de uçaklar  ekleniyor ve  bence manzara mükemmelleşiyor.

Bu arada çok yüksek falezler üzerinde bulunuyor bu seyir terası. Yaklaşık  40 metre yüksekliğe sahip.  Korkuluklardan aşağıya baktığımda  dalgaların sertçe  falezleri dövdüğünü görebiliyorum. Ancak derinlik çok fazla olduğu için deniz lacivert bir tonda görünüyor.

Falezlerin üzerindeki korkulukları geçerek balık tutan insanlarla da karşılaştım. Bu duruma çok şaşırdım.  Çünkü bu yükseklikten ilk defa oltasını atan  birini görmüştüm ve bu yükseklikte  nasıl balık tutulur aklım almadı. Meraklı gözlerle izliyordum. Derken balıkçı  bana baktı ve oltasını çekmeye başladı. Biraz sonra oltanın ucunda bir balon balığı olduğunu anladım. Kendini şişirmişti  ve balıkçı çıplak eliyle tutmamak için oltanın ucundan çıkarmadan toprağa bıraktı.

Bildiğim kadarıyla  balon balığı Akdeniz’deki en tehlikeli balık türü.  Normalde balıkçıların tutması çok zor. Çünkü çok güçlü bir çenesi ve keskin dişleri var.  Büyüklüğüne bağlı olarak  oltaları ve iğneleri kırıyor. Akdeniz’de balon balığını yiyen ve tamamen besini ona bağlı bir tür olmadığından hızlıca çoğalıyorlar.  Yani  Akdeniz’in ekolojisine çokça zarar veriyorlar. Balıkçılar da bu balığı yakaladıklarında daha fazla zarar vermemesi için  tekrar denize bırakmıyorlar.  Keskin dişleriyle birçok balıkçının parmağını kopardığı için ellerine almadan ölene kadar kenarı ya bırakıyorlar.  Bu nedenle  toprak alanın kenarında bir çok ölmüş ve kurumuş olanlarına rastlamak çok olası.

Seyir terası yanında  yol boyunca uzanan  bisiklet yolu var. Hava güzel olunca  deniz kokusuyla bisiklet  sürmeyi kim istemez ki?   Hele bir de  mevsim baharsa…

Manzaraya karşı  bolca bank, piknik masası ve çardaklar  var. Belki sevdiklerinle  birlikte bir piknik sepeti ve termosa koyduğunuz güzel çayınızla gelip tüm gün mükemmel manzaranın keyfini çıkarabilirsin. Mis gibi deniz kokusuyla ve açık havanın tazeliğiyle ruhunu günlük yaşamın stresinden  ve hızlı temposundan  uzaklaştırarak dinlendire bilirsin.

Evet, bu yazımın da sonuna geldik.Umarım bu fotoğraflar  benim kadar senin de umudunu ve  moralini yükseltmiştir. Bu yazım hakkında tüm düşüncelerini aşağıdaki yorum bölümünden benimle paylaşabilirsin. Ayrıca bu yazımı ve paylaştığım fotoğrafları beğendiysen bu sitede daha önce paylaşmış olduğum  “MARMARİS İÇMELER” yazımı da okuyabilir, Marmaris’in göz alıcı manzarasına da göz atabilirsin.

Ayrıca   bu yazımı okuduğun  için sana da çok teşekkür ediyorum.  Daha fazla fotoğraf için gumbuz.com’ da ki yazılarımı kaçırma. Beni  instağram’dan da takip  edersen çok mutlu olurum.  Görüşmek üzere.

INSTAGRAM: gizemnurtercanli

TÜRK HAVA KUVVETLERİ VE F35 PROJESİ

Herkese merhaba,

Bugün gumbuz.com’da ilk yazımla karşınızdayım. Bundan sonra Askeri Teknoloji meraklıları için kara-hava-deniz kuvvetlerinde ilgi duyulan ve hakkında bilgi sahibi olmak istediğiniz konular hakkında merak edilenleri bilgimin yettiği ve elimden geldiği kadarıyla yazılarımla açıklamaya çalışacağım.

İlk yazımda Türk Hava Kuvvetlerinin envanterini,genel durumunu ve bundan sonra ki süreçte Türk Hava Kuvvetleri için hazırlanan projeleri genel hatlarıyla özet şeklinde anlatmaya çalışacağım umarım beğenirsiniz.

Hepimizin bildiği üzere Türkiye uzun yıllardır hava kuvvetlerinde uçak ihtiyacını ABD menşeili savaş uçakları ile gidermektedir. Bunların en önemli ayağını tarihi 1980’li yıllara dayanan ve günümüzde de hava-hava muharebeleri için kullanmakta olduğumuz F-16 fight falcon avcı uçakları oluşturmaktadır.

F16’nın Tarihi hakkında kısa bir bilgi;

“”Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli projelerinden biri olan F-16 imalatı, 1983’teki kararla başladı. Toplam 4 milyar 158 milyon dolarlık projede Ankara (TAI) ve Eskişehir’de (TEI) kurulacak fabrikalarda 160 uçak yapılacaktı. Proje, uçak seçimleri sırasında test uçuşu ekibinde görev alan ancak bir görev uçuşunda şehit olan Binbaşı Okan Öncel anısına “Peace Onyx-Öncel” olarak adlandırıldı.

İmalat 1987’de başladı. TAI, 1988 başından itibaren her geçen gün artan yerli üretim oranıyla toplam 152 uçak imal etti. 1992’de 80 uçaklık ikinci sipariş geldi. 11 Kasım 1999’da son uçak imalat hattını terk ederken 232’si Türkiye’ye, 46’sı da Mısır’a olmak üzere F-16 üretimi toplam 278 adede ulaşmıştı. İmalat sırasında yerli oranı yüzde 80’e çıkarken 29’u sıfır hatalı, 3 adette mükemmel uçak yapıldı.””

Böylelikle Türkiye Uçak yapımı ile ilgili büyük teknolojik kazanımlar elde etmiş oldu.

Günümüzde envanterde 158 adet F-16 ‘nın yanında hava-yer muharebeleri için hala kullanmakta olduğumuz 48 adet F-4 Phantom savaş uçakı yer almaktadır.

F-16 modernizasyon projeleri ile günümüz teknolojilerine ayak uydurabilen uçaklar haline getirilmiştir. Fakat her şeyin bir ömrü olduğu gibi F-16 savaş uçaklarının da belirli bir vadesi bulunmaktadır. Bir F16 ortalama ömrü 8 bin saattir yani ortalama 25-30 yıl. Fakat modernizasyonlar ile bu süre 12 bin saate çıkarılabilmektedir.

Mevcut F-16 filolarının büyük kısmı modernizasyonlar ile Block 50+ seviyesine yükseltilmiş böylece gövde ömrü de artmıştır. Gövde ömrü artan bu uçakların 2030 ‘lu yıllara kadar envanterde kalacağı söylenmektedir.

Fakat Türk Hava Kuvvetlerinin erken dönemde acil olarak yenilenmesi gerektiğini belirttiği F4 phantom savaş uçaklarıdır. Bu uçaklar F-16’lara göre çok daha yaşlıdır. Zamanla eskidikleri için veya bir kısmı düştüğü için envanterden çıkarılmışlardır. Sayıları büyük ölçüde azalmış olup günümüzde Türk Hava Kuvvetleri envanterinde 48 adet olduğu söylenmektedir.

Yakın zamanda haber bültenlerini meşgul eden ve hepimizin bildiği F-35 savaş uçağı projesi vardı. Geçtiğimiz yaz Rus yapımı hava savunma sistemleri S-400 alımlarının yapılmasından sonra ABD tarafından Türkiye’nin F-35 projesinden çıkarıldığı duyurulmuştu. Türkiye açısından F-35 ne demek ve neden önemli ve hangi amaçlar için envantere alınmak istendi biraz bu konu hakkında bilgi vermek istiyorum;

F35 PROGRAMI NEDİR? 4. VE 5.NESİL SAVAŞ UÇAĞININ FARKI NEDİR?

F-35 Lockheed Martin Aeronautics tarafından geliştirilen tıpkı F-22 gibi 5. Nesil bir muharip uçak projesidir. 5.nesil ve 4.nesil uçakların farklarına kısaca değinecek olursak; 5.nesil uçaklar radarlarda görünmeden ve takip sistemlerine takılmadan uzaktan savaşmak böylece hava da gerçekleşen muharebeleri saniyeler içerisinde bitirmek amaçlı tasarlanmıştır. Bu hedefleri gerçekleştirebilmek için tasarımsal olarak keskin bir yapıya sahiptir. Aynı zamanda füze-bomba taşıma slotları ise uçağın gövdesinin altında gizli yer almaktadır. 4.nesil uçakların tasarımı daha yuvarlaktır ve taşınan füzeler uçak kanatlarının altında görünebilmektedir. Bu sebepten dolayı 4.nesil uçaklar radarlara yakalanma sorunuyla karşı karşıyadır. Fakat 4.nesil uçaklar it dalaşı dediğimiz çatışma stillerinde kullanılmaktadır. Bu yüzden geçmişte bu durum büyük bir sorun teşkil etmiyordu. Gelişen teknoloji ile birlikte savaşların da stilleri-taktikleri değişti. Teknolojiye ayak uydurabilmek ve aynı zamanda karşı tarafın teknolojisine karşı koyabilmek için yeni nesil silah ve araçlara ihtiyaç duyulmaya başlandı.

TÜRKİYE NEDEN F35 PROGRAMINDAN ÇIKARILDI?

F-35 yukarıda da bahsettiğimiz gibi radarlara yakalanmama özelliği olan bir uçak olarak tanıtılmıştı. Yani 5.nesil bir uçak. S-400 hava savunma sisteminden kısaca bahsedip proje dışına çıkarılmasının nedenlerini açıklayacağım; S400 hava savunma sistemi dünyanın en gelişmiş bölgesel hava savunma sistemleri arasında yer almaktadır. Hatta bazı kesimlere göre S400 Dünyanın en iyisidir. Bu sebeple hayalet uçakları tespit edebilme özelliğine sahip olduğu söylenmektedir. Fakat tüm bu söylenenler aslında bu sistemin kağıt üzerinde ki özellikleridir. Gerçek bir operasyon-muharebe de test edilmeyen bir silahın kağıt üzerinde ki özellikleri taşıyıp taşımadığı konusunda kesin bir bilgi elde edilemez.(S400 hakkında detaylı bilgiyi bir başka yazımda paylaşacağım.) Şimdi gelelim projeden çıkarılma meselesine;

ABD tarafı F35 uçaklarının Türkiye’de yer alan S400 sistemlerine tanıtılacağı ve böylece Rus hava savunma sistemi olan S400’ün ABD yapımı bir savaş uçağını radarda tespit edeceği ve bunun F35 i Rus’lara karşı işlevsiz bırakacağını savunmaktadır. ABD bir NATO üyesi olarak en büyük tehdit olarak Rusya Federasyonu’nu görmektedir. NATO’da saldırıların Rusya Federasyonu’ndan geleceğini varsayarak savunma politikalarını ona göre hazırlamaktadır. Bu yüzden ABD bu durumun büyük bir güvenlik sorunu yaratacağını belirtmektedir. Fakat işin aslı F35 uçaklarının kağıt üzerine ki özelliklerini taşımadığı ortaya çıkarsa devasa paralar harcanan projenin çöpe gidecek olmasıdır. F35 tek başına ABD’nin tasarlayıp ürettiği bir uçak değildir. Sadece Türkiye’de 1000 civarı parçası üretilmektedir.(Bu sebeple Türkiye bu projenin müşterisi değil ortağıdır.) Yani F35’in bekleneni karşılayamaması sonucu bu projeye üye olan ülkelerinde projeden çekilmek istemesi gibi durumlarla karşılaşılacak olmasıdır. (F35 projesi gereğinden fazla uzamış ve ciddi paralar harcanmıştır.)

F35 HAKKINDA SORULABİLECEK SORULAR

1)Kaç tane F35 modeli var?

F35 projesi F35A F35B ve F35C olmak üzere toplamda 3 modelden oluşmaktadır. F35B dik kalkış yapabilen dünya üzerinde İngiliz yapımı Harrier’den sonra ki ilk uçaktır. Bu özelliği bakımından Deniz Kuvvetleri tarafından uçak ve amfibi hücum gemilerinde kullanılabilmektedir. F35C ise ABD ‘nin kendi uçak gemilerinde kullanması amacıyla geliştirdiği bir modeldir.

2)Türkiye hangisinden Kaç adet sipariş verdi?

Türkiye ilk etapta 100 adet F35A siparişi vermişti fakat daha sonradan Deniz Kuvvetlerinde TCG Anadolu ve onun ikiz kardeşi TCG Trakya amfibi hücum gemilerinde kullanılmak üzere 32 adet F35B siparişi verileceği öğrenildi. Bu yolla Deniz Kuvvetleri de kendi hava gücünü oluşturmak istemiştir. Deniz kuvvetlerimizin böyle bir isteğinin olmasının özellikle Doğu Akdeniz, Suriye ve Libya’da ki büyük gerginliklerden kaynaklandığı ortadır.

3)Bu uçaklar envanterde hangi uçaklarla değiştirilecek?

F35-A modeli THK ‘de hali hazırda kullanılmakta olan ve çok yaşlandığı ve günümüz teknolojisine ayak uydurmakta zorlandığından bahsettiğimiz F4 Phantom savaş uçakları ile değiştirilmesi planlanmaktaydı. Yani F35 uçakları hava-hava değil hava-yer muharebesi amaçlı kullanılmaktadır. Türkiye projeden çıkarılmış olmasaydı F4 uçakları 2020 yılından itibaren kademeli olarak envanterden çıkarmayı planlamaktaydı fakat şimdi 2023-2024 yılına kadar daha kullanılmaları düşünülüyor. Bu süreçte F35 projesinde istenilen noktaya gelinemezse başka ülkelerden savaş uçağı siparişine başvurulacağını düşünüyorum. Ve bununla ilgili alternatifler geçtiğimiz aylarda yetkililer tarafından da duyurulmuştu. (Rusya/ su-35.)

4)F16 Ne kadar süre envanterde kalacak ve yerini daha sonra hangi uçak alacak?

F16’ların modernizasyon ile birlikte 2030’a kadar kullanılabileceği söylenmekte. Bu süreçte F35 projesinden alınan ders ile birlikte sözleşmesi 2016 yılında yapılan ve 2023 yılında hangardan çıkarılıp 2026 yılında da ilk uçuşunun yapılması planlanan MİLLİ MUHARİP UÇAK (TF-X) projesi hızlandırılmaya başlandı ve F16 uçakları planlandığı şekilde 2030’lu yıllardan itibaren kademeli olarak TF-X ile değiştirilecektir.

İlk  yazımı burada sonlandırıyorum. Teknik bilgilere fazlaca boğulmadan genel itibariyle herkesin anlayabileceği bir şekilde ilgisi olanlar için Türk Hava Kuvvetlerinin güncel durumunu ve F35 projesinin Türk Hava Kuvvetleri açısından önemini aktarmaya çalıştım. F35’in tarihi teknik bilgileri, proje detayları ve Türkiye’nin projede ki yerini, F35 alternatifi uçakların neler olabileceği ve Rus yapımı su-35’lerin Türkiye için bir alternatif olup olmayacağı gibi konuları tartışmaya devam edeceğiz.

Bir sonraki yazı da görüşmek üzere…

Porno Gratuit Porno Français Adulte XXX Brazzers Porn College Girls Film érotique Hard Porn Inceste Famille Porno Japonais Asiatique Jeunes Filles Porno Latin Brown Femmes Porn Mobile Porn Russe Porn Stars Porno Arabe Turc Porno caché Porno de qualité HD Porno Gratuit Porno Mature de Milf Porno Noir Regarder Porn Relations Lesbiennes Secrétaire de Bureau Porn Sexe en Groupe Sexe Gay Sexe Oral Vidéo Amateur Vidéo Anal