Tarihteki son büyük süvari hücumu

süvari
20 ağustos 1942 günü, Stalingrad’ın forum bahis kuzeyinde gerçekleşen sovyet saldırısının ezici gücüne dayanamayan 2. ”Sforzesca” Piyade Tümeni iki gün içinde bozguna uğrayınca, stratejik öneme sahip 213.5 Nolu Tepeyi ele geçirmek amacıyla Albay Kont Alessandro Bettoni di Cazzago komutasındaki 3. Savoia Süvari Alayı’nın destek gücü olarak gönderilmesine karar verildi.
23 Ağustos akşamı, 650-700 süvari, bir makineli tüfek bölüğü ve iki topçu bataryasından meydana gelen 3. Savoia Süvari Alayı, küçük düşman birlikleriyle yaşanan çatışmaların ardından ertesi sabah emniyet altına almakla görevlendirildiği hedefin 1000 metre gerisinde kurulan kampa yerleşerek (Don Kazaklarına ait Izbushensky Mezrası yakınlarında) dinlenmeye çekildi. Bu sırada italyanlar uyumaya hazırlanırken, Albay Serafim Petrovich Merkulov komutasındaki 304. Sibirya Piyade Tümenine bağlı 812. Piyade Alayı’nın iki taburu yaklaşık 2500 kişilik bir mevcutla (Farklı kaynaklarda bu sayı 2000 ila 3000 arasında değişmektedir) 213.5 Nolu Tepeyi sessizce işgal ederek, buraya doğru ilerleyecek süvarilere karşı birliklerin ateş gücünü en üst düzeye çıkaracak şekilde italyan kampına bakan yaklaşık 1000 metre genişliğindeki bir yayın içine mevzilendikten sonra yapılacak sürpriz saldırı için güneşin doğuşunu beklemeye başladı.
Fakat, Albay Alessandro Cazzago, sovyet birlikleri tarafından hazırlanan bu ölümcül pusuya düşecek kadar aptal değildi. Öyle ki, söz konusu tepeyi incelemek amacıyla görevlendirilen keşif devriyelerinden biri, 24 Ağustos gününün ilk saatlerinde (Gece saat 03:30 sularında) ayçiçeği tarlasında almanlarla karıştırdıkları birkaç kişiyi fark edince hemen temasa geçmek isteyecek fakat italyan süvarilerinin dostça selamına karşı taraftan ateşle karşılık verilince, sürpriz unsurunu kaybeden sovyet birlikleri planlanan saatten önce hem devriye birimini hem de italyan kampını ateş altına almak zorunda kalacaktı.
İki taraf arasında gerçekleşen sıcak temasın ilk dakikalarında alayın birkaç kıdemli subayı yaralanırken, askerler arasında da kafa karışıklığı yaşanır. Kamp ateş altındayken, italyan makineli tüfek biriminin uzak mesafeden rusları meşgul etmesinden yararlanarak durum değerlendirmesi yapan Albay Alessandro Cazzago, son çare olarak yerleşik piyadelere karşı kılıçları ve el bombaları olan bir süvari saldırısından başka seçeneğin olmadığını anladı ve vakit kaybetmeden alay sancağının açılmasını emretti. Böylece, 1692 yılında Savoia Dükü 2. Vittorio Amedeo tarafından kurulan ve italyan ordusunun seçkinleri olarak kabul edilen 3. Savoia Süvari Alayı karşı saldırı için gerekli olan hazırlıkları yapmak üzere harekete geçti. Bununla birlikte, verilen görevi yerine getirmek ve 2. ”Sforzesca” Piyade Tümeni’nin üzerindeki baskıyı hafifletmek için süvari alayının tepedeki düşman unsurlarının moralini bozmak suretiyle savaş meydanını terk etmelerini sağlamaları gerekecekti. Bu sorunu bir süvari hücumuyla çözeceklerdi ancak tepede mevzilenen sovyet piyadelerini adeta terörize edecek şekilde şok etkisi yaratacak bir süvari hücumunun icra edilebilmesi için düşman mevzilerine çok fazla yaklaşmaları gerekiyordu.
Bu sırada italyanların tarafında bunlar yaşanırken, düşmanın moralinin bozulduğunu sanan Albay Serafim Merkulov çok büyük bir hata yaparak, piyade taburlarına, 3. Savoia Süvari Alayı’nın kampına doğru ilerlemek üzere siperleri terk etmelerini emretti. Böylece, ateşi kesmek zorunda kalan sovyet makineli tüfek nişancılarının bu durumundan faydalanan süvari birlikleri savaş düzenine geçme şansını elde ederken, diğer taraftan da sovyet işgali altındaki tepenin sol tarafında yer alan arazi kesimini gözüne kestiren Albay Alessandro Cazzago, söz konusu bölgeyi sovyet mevzilerine yapılacak süvari saldırısının başlangıç noktası olarak belirledi. Eğer süvarilerini görünmeden oraya götürebilirse, nispeten yakın mesafeden bir hücum başlatabilir ve çok fazla kayıp vermeden düşman mevzilerini rahatlıkla ele geçirebilirdi. Felaketle sonuçlanabilecek cesur bir hareketti ancak Albay Cazzago’nun da başka bir seçeneği yoktu.
İki taraf arasındaki çatışmalar tüm hızıyla devam ederken, sovyetlere fark ettirmeden başarılı bir şekilde bir dizi süvari bölüğünü tepenin solundaki alana kaydıran italyanlar süratle savaş düzenine geçtikten sonra, Yüzbaşı De Leone komutasındaki ilk birlik şafak vakti havan ateşi altında önceki asırlarda yapıldığı gibi, kılıçlarını çekerek piyade saflarına doğru ilerlemeye başladı. Atağa kalkan süvariler bir yandan paniğe kapılan piyadeleri kılıçtan geçirirken, diğer yandan da el bombalarını düşman siperlerine doğru fırlatarak buradaki unsurları baskı altına aldılar.
Sovyet birimleri, bu beklenmedik, ”Anakronik (Çağı geçmiş) Savaş Manevrası” karşısında başlangıçta şaşkınlığa uğramış olsa da, hızla reaksiyon göstererek makineli tüfeklerini dörtnala giden süvarilere doğru çevirdiler. Ancak, düzinelerce süvari etkisiz hale getirilmesine rağmen, Albay Cazzago uyguladığı manevranın ivmesinin (Hız ve çabukluğunun) ona üstünlük sağladığını görüyordu. Neticede atlarından inen ve yaya olarak savaşmaya devam eden italyan süvarileri, italyan makineli tüfek nişancılardan gelen destek ateşinin de etkisiyle yeniden hücuma geçerek, ilk etapta iki sovyet piyade taburunu yenecek ve ardından da üçüncü taburu geri çekilmek zorunda bırakacaktı (Gece 03:30’da başlayan çatışmalar sabah 09:30’da sona ermişti).
Geçmiş yüzyılların bir kalıntısı olan 3. Savoia Süvari Alayı tarafından mekanize savaş çağında icra edilen bu manevra oldukça işe yaramıştı. Sovyet birlikleri hücuma kalkan italyan süvarilerinin hızı, gaddarlığı ve momentumu altında ezilerek savunma hatlarını koruyamamış ve kısa süre içerisinde dağılarak perişan bir halde kaçmak zorunda kalmışlardı. Bu, italyan kuvvetlerinin korkaklık ve teslim olma ününe sahip olduğu bir dönemde, onlar açısından önemli bir zaferdi. Bu eylem, şüphesiz, iyi komuta edildiğinde italyan birliklerinin savaş meydanlarında olağanüstü işler çıkarabileceğinin de birer kanıtı niteliğindeydi.
Bu muharebede 3. Savoia Süvari Alayına bağlı 3. ve 4. Süvari Bölük Komutanları Yüzbaşı Francesco Marchino ile Yüzbaşı Silvano Abba da dahil olmak üzere 3 subay ve 29 asker hayatını kaybederken, 52’si de yaralanmıştı (Ayrıca, bu taarruzda 100’ün üzerindeki süvari atı da düşman ateşi yüzünden telef olmuştu). Ancak, 812. Piyade Alayı’nın kayıpları çok daha büyüktü. Alaya bağlı 150 asker hayatını kaybederken, 300’ü yaralanmış ve 500 (Bazı kaynaklarda 600)’ü de italyanlara esir düşmüştü. Ayrıca, sovyet taburları tarafından terk edilen mevzilerde de belli miktarda silah (4 top top, 10 havan topu ve 50 makineli tüfek) ele geçirilmişti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir